Dünkü sınav yerinde bir kadınla konuşmamız bana bir şeyler düşündürdü. Uzun düşünce zinciri işte neyse . Onun hakkında ayrıca toplarım düşüncelerimi çünkü o konuşma başlı başına ayrı bir mesele.
Bunlar gecenki kadar melankolik değiller o yüzden bu tarihi saymali miyim bilmiyorum. Daha sakin şimdi yani.
Aklıma 2018 miydi 19 muydu, muhtemelen 19du, Yıldız meddeki mor odada sevdeyle oturduğumuz gün geldi. Haber görmüştük o yılın gökyüzü şenlikleri ile ilgili. Öyle işte. Baktık sadece. Konuştuk biraz. Zaten gidecek değildim o ayrı. Ama gidecek olsaydım da gidemezdim, olay bu. Bu hatıra niyeyse birden hatırlattı kendini bana gecen ve ara ara geliyor aklıma.
Çöpe atmayı hiç düşünmedim mesela. Geçen aklıma geldi bu da durduk yere. Yaptığım kadar yapmadığım şeyler de ipucu dedim. Ara ara bırakmış da olsam dedim, neden hiçbir zaman aklımın ucundan dahi geçmedi bunları çöpe atmak, yok etmek? Neden benden ayrılmaz bir bütünmüş gibi yapıştım bırakmadım, Çünkü yok etmek küsmek demek. nasıl mümkün olabilir ki bu? Bütün bütün yenilgiyi kabul edip pes etmek yani. İyi de bir uzvunu kesip atabilir misin? Ya da evdeki birine sinirlenip sofraya küser misin? Bu da onun gibi, imkansız ve mantıksız. Yıllarca beklediler bazanin altında. Ara veriyordum başka önceliklerden dolayı. Ama aklım hep oradaydı. dönüp dolaşıp binbir türlü umutla uğradığım, ama çoğu zaman hüsranla ayrıldığım bir meskendi benim için. İşte belki de bu yüzden bir noktada zavallı gibi görünüyordu gözüme bu çabalar. Küsseydim daha mı iyiydi? Uzaktan uzaktan izliyordum... İzliyordum diye izlemekle mi yetinseydim? Bu durum benim için imkansız mı kılıyor bir şeyleri? Yoksa sadece bir nebze dezavantajlı mı yapıyor? Yine de bazen örgün eğitim fikirleri zihnimi kurcalamıyor değil. Fakat bir de bazı gerçekler var. Böyle bir durum, evet var, varsa var yani ee? (Bi' bitmedi mağduriyet di mi) Bu benim kendi kendime çalışmamı durdurmalı mı?
Golem'de Mirjam'ın bir cümlesi vardı :
"Doğa güzel midir? Evet tabii, ağaçlar yeşil, gök mavidir ama ben gözlerimi kapattığımda hepsini daha güzel hayal edebilirim. Onu görmek için illa bir çayırda mı oturmam gerek?"
Kendime dua kolajı yapmıştım ayetlerden özenle seçerek. Boş zamanlarımda bu konuları okuyacağım zaman bu duayla başlayacaktım.
Al-i İmran 190-191 sonra Taha 114teki dua ve arkasından Bakara-32.
Bir tane youtube kanalı buldum, Türkçe. Adam tam istediğim gibi anlatıyor astronomiyi. Ne çok yüzeysel ne çok karmaşık. Şimdi onun videolarına bakıyorum bu aralar. Hoca uyuz uyuz konuşuyor arada ama sinir olsam da izlemeye devam ediyorum yapacak bir şey yok.
İşte beni huzursuz eden şey bu süreçte melankolik hislerin ara sıra gelip yakama yapışması. Geldi mi de çok yoğun oluyor, yoruyor ve tüketiyor. Allah'tan çok sık yaşamıyorum. Ama yine de varlığından rahatsızlık duyuyorum. En basitinden aya bakmak için dürbünümü çıkardığımda öylece durup bakıyorum elimdeki dürbüne ve yavaş yavaş duygu seli geliyor, bunu sezdigim anda hemen kafamı dağıtıyorum. Bu çaba bile yoruyor yani. Bu şekilde yazarak duygu dalgalanmamı ölçme fikrim de çok güzel. En azından büyük resme bakıp sorunumun kökenini bulursam o kökü kurutabilirim belki.
15.06.26
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder